Peyami Safa kimdir kısaca özet ?

Ilayda

New member
Peyami Safa Kimdir? Kısaca Özet ve Biraz da “Bu Adam Nasıl Bu Kadar Şey Yazmış?” Meselesi

Bazı insanların hayatına bakınca insan ister istemez kendi hayatını sorguluyor. Sabah alarm çalıyor, “beş dakika daha” diyorsun; Peyami Safa ise çocuk yaşta hastalıkla uğraşıp kendi kendine Fransızca öğreniyor, gazetecilik yapıyor, roman yazıyor, felsefeyle ilgileniyor, psikoloji üzerine kafa yoruyor, polemiklere giriyor ve üstüne bir de yüzlerce yazı bırakıyor. Bizim “Bugün biraz yoğunum” dediğimiz yerde adam neredeyse kültür tarihiyle randevulaşmış.

Peyami Safa, 1899-1961 yılları arasında yaşamış Türk romancı, gazeteci ve fikir adamıdır. Özellikle psikolojik çözümlemeleri, Doğu-Batı çatışmasını ele alışı, bireyin iç dünyasına verdiği önem ve güçlü Türkçesiyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri kabul edilir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih-Harbiye, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızız en bilinen romanları arasındadır. Atatürk Ansiklopedisi+1

Peyami Safa'nın Çocukluğu: Hayat Daha Başlarken “Kolay Mod”u Kapatmış

Peyami Safa, 2 Nisan 1899'da İstanbul'da doğdu. Babası şair İsmail Safa'ydı. Üstelik “Peyami” adının Tevfik Fikret tarafından verildiği aktarılır. Fakat çocukluğu hiç de rahat geçmedi. Babasını çok küçük yaşta kaybetti ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Üstelik henüz çocuk yaşta sağ kolunda ciddi bir kemik ve eklem rahatsızlığı ortaya çıktı. Bu hastalık onun düzenli eğitim hayatını sürdürmesini zorlaştırdı. Atatürk Ansiklopedisi+1

Burada Peyami Safa'nın hayatındaki en dikkat çekici noktalardan biri ortaya çıkıyor: Okula devam edememesi, öğrenmesine engel olmadı.

Kendi kendisini yetiştirdi. Fransızca öğrendi. Edebiyat, felsefe, psikoloji, tıp ve sosyoloji gibi alanlara ilgi gösterdi. Hatta Fransızca gramer üzerine kitap yazabilecek seviyeye ulaştı. Bu yüzden Safa'nın hikâyesi biraz da “Diploma yoksa bilgi de yoktur” düşüncesine karşı verilmiş tarihî bir cevap gibi okunabilir. Atatürk Ansiklopedisi

Burada modern bir soru sormak mümkün:

İnsanı gerçekten eğiten şey okul mudur, yoksa merakın kendisi mi?

Elbette okulun ve akademik eğitimin değeri tartışılmaz. Ancak Safa'nın hayatı, öğrenmenin yalnızca sınıf ve sınavlardan ibaret olmadığını gösteren güçlü örneklerden biridir.

Gazetecilikten Roman Yazarlığına: Kalemle Geçinmek

Peyami Safa'nın hayatında gazetecilik önemli bir yere sahiptir. 1919 yılında ağabeyi İlhami Safa ile birlikte Yirminci Asır adlı akşam gazetesini çıkarmaya başladı. Burada yayımlanan “Asrın Hikâyeleri” ile edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti. Sonrasında farklı gazete ve dergilerde yazdı; makaleler, hikâyeler, eleştiriler ve fıkralar kaleme aldı. Atatürk Ansiklopedisi

Bu noktada Safa'yı yalnızca “roman yazarı” olarak görmek biraz haksızlık olur. Çünkü onun asıl karakteri, sürekli düşünen ve tartışan bir yazar olmasıdır.

Bugün internette bir konuda iki yorum yazılınca “uzman görüşleri” başlıyor. Peyami Safa döneminde ise gazeteler üzerinden ciddi edebî ve fikrî tartışmalara giriliyordu. Ahmet Haşim'den Nazım Hikmet'e, Yakup Kadri'den Nurullah Ataç'a kadar birçok isimle çeşitli polemikler yaşadı. Atatürk Ansiklopedisi+1

Yani Safa'nın “yorumlar kapalı” bir kişilik olmadığı kesin.

Peyami Safa'nın En Önemli Romanı Hangisi?

Bu soruya tek bir cevap vermek kolay değil. Çünkü farklı romanları farklı meselelerin kapısını açıyor.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, onun en çok tanınan eserlerinden biridir. Roman, hastalıkla mücadele eden genç bir insanın fiziksel acılarını ve ruhsal dünyasını işler. Eserin otobiyografik özellikler taşıdığı ve Safa'nın çocukluk-gençlik dönemindeki hastalık deneyimlerinden izler barındırdığı belirtilir. Roman, psikolojik derinliği nedeniyle Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. İslam Ansiklopedisi

Burada ilginç olan şu: Safa hastalığı yalnızca bir “engel” olarak anlatmaz. Acıyı insan psikolojisini anlamanın bir aracına dönüştürür.

Bu açıdan bakıldığında Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, sadece “hasta bir gencin hikâyesi” değildir. İnsan bedeninin yaşadığı acının zihinde nasıl büyüdüğünü, korkuya, yalnızlığa ve umuda nasıl dönüştüğünü anlatır.

Fatih-Harbiye ise başka bir meseleye odaklanır: Doğu-Batı çatışması.

Romanın iki önemli mekânı olan Fatih ve Harbiye, yalnızca İstanbul'un iki semti değildir. Aynı zamanda iki farklı kültürel yönelimin sembolü hâline gelir. Fatih geleneksel dünyayı, Harbiye ise Batılılaşma arzusunu temsil eder. İslam Ansiklopedisi

Bugün bu romanı okurken meseleye sadece “Doğu mu Batı mı?” diye bakmak biraz yetersiz kalabilir. Asıl soru belki de şudur:

Modernleşmek, geçmişi tamamen geride bırakmak anlamına mı gelir?

Bence Peyami Safa'yı hâlâ güncel yapan noktalardan biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Erkekler Çözüm Peşinde, Kadınlar Duygu Peşinde mi? Safa'yı Böyle Okumak Fazla Kolay

Peyami Safa'nın eserlerindeki karakterleri bugünün toplumsal tartışmalarıyla okurken “erkekler mantıklı, kadınlar duygusal” gibi basit genellemelere düşmemek gerekiyor.

Çünkü insan karakteri Excel tablosu değil.

Bir erkek karakter kriz anında çözüm üretmeye çalışabilir ama aynı zamanda korkularıyla mücadele edebilir. Bir kadın karakter ilişkileri önemseyebilir fakat gerektiğinde son derece stratejik kararlar verebilir. Hatta aynı karakter bir sahnede empati kurarken birkaç sayfa sonra oldukça hesaplı davranabilir.

Safa'nın roman dünyası tam da bu çelişkilerle ilginçleşir.

Örneğin Fatih-Harbiye'de mesele yalnızca kadın karakterin “hangi kültürü seçtiği” değildir. İlişkiler, sosyal çevre, müzik zevki, sınıfsal beklentiler ve bireyin kendisini nasıl tanımladığı birbirine karışır.

Burada kadın karakterleri yalnızca “duygusal taraf” olarak okumak da erkek karakterleri yalnızca “mantıklı karar veren taraf” olarak görmek de romanların psikolojik boyutunu küçültür.

Gerçek hayatta da durum böyle değil mi?

Arkadaş grubunda en stratejik düşünen kişi bazen kadın olabilir. En ilişkisel ve empatik davranan kişi bazen erkek olabilir. Bir insan iş hayatında son derece çözüm odaklıyken ailesi söz konusu olduğunda tamamen duygusal davranabilir.

İnsan davranışı cinsiyet kutusuna sığmayacak kadar karmaşıktır.

Peyami Safa'nın asıl başarısı da karakterlerini yalnızca “iyi-kötü” diye ayırmak yerine iç çatışmalarıyla göstermesidir.

Yalnızız: İnsan Kalabalığın İçinde Neden Yalnız Kalır?

1951'de yayımlanan Yalnızız, Safa'nın en dikkat çekici romanlarından biridir. Romanda bireyin yalnızlığı, ahlaki ve düşünsel çatışmaları, Doğu-Batı meselesi ve insanın kendisiyle hesaplaşması gibi konular işlenir. Romanın dikkat çekici unsurlarından biri de Samim'in hayal ettiği “Simeranya” adlı ütopyadır. İslam Ansiklopedisi

“Simeranya” fikri bugün bile ilginç.

Çünkü insanlığın klasik problemi şu:

Gerçek dünyayı beğenmiyorsak nasıl bir dünya isterdik?